Bir günü bayram yapan nedir? Ona yüklenen anlamdır. 1 Mayıs bize ne ifade ediyor? Siyasetle yakından ilgilenmeyen milyonlarca Türk vatandaşına 1 Mayıs ne anlam ifade ediyor? Hiç bu iki kelimeyi yan yana duyduğunuzda içinize bir neşe ya da sevinç doluyor mu? Şahsen benim ödüm patlıyor hem de her yıl. Çok şükür iki yıldır işler o kadar da kötü gitmedi ama hâlâ bu iki kelime beni ürpertiyor.
Sanırım 1 Mayıs deyince namludan çıkan bir merminin ya da patlayan bir bombanın sesini duyar gibi oluyorum. Yerlerde sürüklenerek bir yerlere götürülen insanların görüntüleri geliyor gözümün önüne. Çığlıklar ve sloganlar, sallanan bayraklar ve kan geliyor aklıma. Yani anlayacağınız 1 Mayıs bende hiç iyi bir tesir yapmıyor. Mayıs’ın anlamını hanginize sorsam bana “işçi bayramı” diyeceksiniz. Eğer aradan bayram kelimesini çıkarıp şu ana kadar yazdıklarımı sadece işçi kelimesiyle anarsam bakın nasıl bir sonuç çıkıyor.
İşçi - Namludan çıkan merminin sesi
İşçi – Patlayan bombanın sesi
İşçi – Çığlık
İşçi – Slogan
İşçi – Kan
Hiçbirinize bu bir bayram gibi geliyor mu? Ne diye yalan söylüyorsunuz bayram diye o zaman? Adına bayram dediğiniz bu şey insanların bütün bir yıl boyunca kendilerini ezilmiş hissettikten sonra sokağa çıkıp biriktirdikleri öfkeyi kusmalarına izin verilen tek gündür. Olaylı ya da olaysız bir sürü kötü şey anılır söylenir ve bir dahaki yıla kadar unutulmak üzere arkada bırakılıp geçilir. Amacına da ulaşmaz anlayacağınız. Hiç kimseye de verecek bir şeyi yoktur. Bu yazıyı okuyanlardan kaçı geçirdiğimiz 1 Mayıs’ın işçilere yaptığı en ufak bir katkıyı bana söyleyebilir? Hayatlarında oluşmuş en ufak bir iyileşme oldu mu? İşçilerin iki yıldır Taksim meydanına çıkabilmeleri sembolik zaferlere meraklı olanları mutlu ediyor olabilir ama bana hiçbir başarıyı anlatmıyor. Çünkü bu hiçbir gerçek katkı sağlamıyor. Bu günün bana anlattığı tek bir şey var. Hayatımıza sokulmuş pek çok kelime, deyim, kavram gibi amacı dışında her şeye hizmet eden bir yalan 1 Mayıs, tıpkı demokrasi gibi, tıpkı milletvekillerinin bizi temsil ettikleri yalanı gibi, tıpkı aslında hiç var olmamış insan hakları gibi, tıpkı kendini koruyacak gücü olmayanlardan başka hiç kimseye sözünü geçiremeyen adalet kavramı gibi. Ama yine de bu yalanları duymaya ihtiyacımız var değil mi? Her akşam sanki gerçekten önemlilermiş gibi, bize bir şey anlatıyorlarmış gibi haber spikerlerinin ağızlarından bu tumturaklı kelimeleri duymaya ihtiyacımız var. Sabah olduğunda başkalarıyla konuşurken geri kalmamak için bari ihtiyacımız var. Ülkemizin sorunlarıyla sanki gerçekten ilgileniyormuşuz gibi yapabilmek için ihtiyacımız var. Duyarsız olmadığımızı gösterebilecek bir iki kelime de bizim söylememiz gerekebilir. O an geldiğinde elimiz ayağımıza dolaşmadan kullanabilmeliyiz gündemi.
Bırakın bu zırvaları ne olur artık. Gerçek olan tek bir şey var. Hepimiz uyuyoruz ve bu 1 Mayıs da televizyon ekranlarından söylenen bir ninniydi. Dinledik ve uykumuza devam edeceğiz. Bir yıl sonra gözlerimizi açtığımızda tekrar duymaya başlayacağız ninni söyleyen o tatlı, uyuşturucu sesi. Hatta yeri gelecek birbirimize söyleyeceğiz bu ninnileri. Uyanmayı sadece 1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek sandığımız sürece de bu böyle devam edip gidecek. Yani hepinize iyi uykular…