08.09.2010
   ANASAYFA | İSTANBUL | GÜNCEL  | KÜLTÜR-SANAT EKONOMİ | SPOR  
Yardım | İletişim
ISSN: 1306 - 6021

Ara:  

İstanbul Sözlüğü
Son Eklenen Maddeler
kulüp reşat
1960lı yıllarda suadiye g...
moran koleji
istanbulun bir zamanlar ç...
undeğirmeni
dehşan mormi’nin el...
celal bey eczanesi
celal bey göztepe’n...
    Köşe Yazarları
e-hamsi.com - Güleryüzlü alışveriş
İstanbul Halkının Yaşam Alanları İşgal Edilemez!
20.05.2010 16:20:44

Tarihi, kültürel, ekonomik, ekolojik ve arkeolojik pek çok mirası bünyesinde barındıran Tekel Cevizli Yerleşkesi, bir vakıf üniversitesi (İstanbul Şehir Üniversitesi) tarafından işgal edilme tehlikesiyle karşı karşıya.


İstanbul’un en değerli arazilerinden biri olan Tekel Cevizli Yerleşkesiyle ilgili hukuki süreç şöyle işledi: TEKEL’in özelleştirilmesinin ardından Kartal Cevizli Fabrikası’nın bulunduğu arazi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredildi. Özelleştirme Yüksek Kurulu ise 28 Kasım 2008’de araziyi ÖİB’den alarak Maliye Bakanlığı’na “hibe” etti. Bakanlık araziyi 9 Şubat 2009’da sessiz sedasız İstanbul Şehir Üniversitesi adına “irtifak hakkı” tahsisi yoluyla yıllığı 1 milyon 600 bin TL bedelle 49 yıllığına kiraya verdi. Cevizli arazisi “ihale” yapılmaksızın BİSAV’a tahsis edilmiş oldu.


BİSAV 12 Ha­zi­ran 2007’de Yüksek Öğretim Kurumu’na başvuruda bulundu. Başvuru kurul tarafından 16 Ni­san 2008’de onaylandı. 7 Ma­yıs 2008’deki TBMM Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu’nda ka­bul edilen tasarı, 22 Ma­yıs 2008’de TBMM’den, 30 Ma­yıs 2008’de de Cum­hur­baş­ka­nı Ab­dul­lah Gül’ün onayından geçti. Top­ha­ne’de aç­ılan ir­ti­bat bü­ro­suyla hizmete giren üniversite, 2010-2011 dö­ne­min­de eği­tim fa­ali­ye­ti­ne geç­meyi planlıyor.


1996 yılından bu yana aktif şekilde çevre mücadelesi veren Dragos Doğayı Koruma Derneği de bu konuyla ilgili yeni bir mücadeleye girişti: Tekel Cevizli Yerleşkesinin asıl sahiplerine, yani halka tahsis edilmesi.


Konuyla ilgili Dragos Doğayı Koruma Derneği ve harekete büyük destek veren Mimarlar Odası yetkilileriyle söyleştik. Yerleşkenin tarihsel süreci, şu an içinde bulunduğu durum ve kendisini bekleyen tehlikeler üzerine konuştuk.


Dragos Doğayı Koruma Derneği’nin tarihsel sürecinden ve faaliyetlerinden kısaca bahsedebilir misiniz?


Hülya Göksel (Dernek Kurucu ve Onursal Başkanı):


Dragos’umuzun 1990 yılında Kartal ve Maltepe Belediyeleri arasında paylaşılması üzerine beldemiz  2  ayrı imar uygulaması arasında kaldı. Yöre sakinlerinin  temel yaşam haklarının ihlal edilmesi Dragos Doğayı Koruma Derneği’nin  1996 yılında kurulmasına neden oldu. 1999 yılında  Kültür Bakanlığı ile koordineli çalışarak Dragos  tepesi ve ormanının SİT  alanı olarak tescil  edilmesini sağladık. Dragos’da yapılan her inşaat projesinin Koruma Kurulu  koşullarına uygun olması için harcadığımız çabalar ile  düzgün kentleşmenin işlev kazanmasına katkı ürettik. 12.Kasım.2004 tarihinde GÖKKAFES  binasına Yargıtay kanalı ile koyulan Yapı Şerhi’nin ardından  İstanbul Çevre Konseyi’nin yetkisiyle benim ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ile  hazırladığı Ortak Basın Bildirisini 48 sivil toplum kuruluşu ve meslek odası imzaladı. Gökkafes’in bazı bölümleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkıldı. Haziran 2006 da Sema Hastanesi’nin kamuya ait sahil dolgu alanını işgal ederek kendisine ait otopark haline getirdiği yönündeki şikâyetlerimizi İstanbul Valiliği’ne, Mahalli İdareler  Müdürlüğüne bildirdik.  Mimarlar Odası’nın Kartal Temsilcliği ile birlikte hareket ederek kamuoyuna bildirmek üzere gereken tüm hukuki belgeleri ilgililere ilettik ve sorunu görsel medyaya taşıdık. Ocak 2007’de Dragos sahilyolu üzerinde depremin  olumsuz etkilerine maruz kalacak  dolgu alanında  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir  Sosyal Tesis binası inşa ettiği görüldü. Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası ile temasa geçerek aldığı bilimsel görüşleri Yönetim Kurulu’muza aktardık. Yapılan değerlendirmeler üzerine İBB’ne dava açılması yönünde karar alındı.  Haklı davamıza  Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi de müdahil olarak katıldı.


Tekel Cevizli Yerleşkesiyle bir süredir yürüttüğünüz ve yakın zamanda daha aktif hale getirdiğiniz bir hareket var. Bundan biraz söz eder misiniz?


1999 yılında Dragos sınırları içinde yer alan Tekel Cevizli Yerleşkesi 3. Derece doğal sit alanı olarak tescil edildi. İBB Planlama müdürlüğü ile yaptığımız görüşmelerde Tekel alanının içerisinde halkın faydalanabileceği spor ve kültür faaliyetlerinin gerçekleştirileceği bir park olması önerimizi dile getirdik. Fakat 2003 yılında “şehir parkı, dönüşüm alanı ve turizm tesisi alanı” olarak onandı. TEKEL; özelleştirme kapsamında olması nedeniyle, İBB ve Koruma Kurulu tarafından hazırlanan bu plana, yetkisizlik gerekçesiyle dava açtı ve kazandı. Hamam kalıntılarının bulunduğu SİT alanının tapuya tescilli olmadığını fark ettik. 2008 yılında İBB burayı 49 yıl süreyle İstanbul Şehir Üniversitesi’ne tahsis etti. Ama plan henüz askıya çıkmadı. Yine 2008 yılı Kasım ayında Maliye Bakanlığı bu araziyi Tekel’in kendisine olan borçları karşılığında Hazine’ye devrederek tapu işlemi yaptı. Tek-Gıda İş Sendikası bu devir işlemine karşı Danıştay’a dava açtı, işlemin iptali ve yürütmeyi durdurma kararları alındı. Fakat ne olduysa “Tek Gıda” davadan vazgeçti.


 


Bundan sonra neler yapmayı planlıyorsunuz, amacınız nedir? Tekel Cevizli alanını bekleyen tehlikeler nelerdir?


Bu alanın özel üniversiteye tahsisi bölgeye ciddi bir betonlaşma getirecek. Ticarileşen eğitim ile üniversitenin turistik bir işletmeden farkı olmayacak, çünkü kurulacak bir yerleşke beraberinde yan ticari kolları doğuracak. Kafeterya, kırtasiye, kitabevi, kuaför… gibi. Bölge halkının kendisine ait olan bu alandan faydalanmaları engellenecek. Ayrıca bölge çok ciddi bir ağaç popülâsyonuna sahip. Yaklaşık 4300 ağaç tespit edildi ve derneğimizin çabaları sonucu koruma altına alındı. Arkeolojik açıdan da çok önemli. Hamam kalıntıları orada bir yaşam alanının belki bir şehrin olduğunun göstergesi. Tekel binaları Cumhuriyet dönemi endüstri mimarisi örneğidir. Buranın müze olarak ele alınması talebimiz Mimarlar Odası tarafından da kabul ve destek görmekte. Tek isteğimiz halkın bu konuda bilinçlenmesi ve kendilerine ait olan değerlere sahip çıkması.


 


Dragos Arkeolojik Kenti, Vakıf Üniversitesi Olmak Üzere


İstanbul Şehir Üniversitesi’ne tahsis edilmesi planlanan Tekel Cevizli Yerleşkesi’nin çok önemli bir özelliği de arkeolojik değere sahip bir alan olması. 70’li yıllarda yapılan kazılarda Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait hamam kalıntılarının ve başka önemli buluntuların çıkarıldığı yerleşkeyle ilgili Mimarlar Odası’ndan Aysel Durgun ve Esin Köymen sorularımızı cevapladı.


Cevizli Tekel alanının coğrafi yapısı nedir?


Aysel Durgun:


Doğal bir hava kanalıdır, boğazdır. Hava akımının oluştuğu bölgedir. Bölgedeki ağaçlarını oluşumu da bu hava akımından kaynaklanıyor. Denizden tepelere kadar ulaşan bir akım. Doğal rüzgâr sayesinde bölgede yelken sporunun yapıldığı yer var. En büyük tehlikelerden biri orada çok yüksek binaların yapılmasını öngören projeler ve bu projelerin o hava akımını engellemesi.


Bu bölgeyle ilgili sizi harekete geçiren şey ne oldu?


Aysel Durgun:


Basında çıkan haberler bizi tetikledi. Cevizli Tekel arazisinin üniversite olacağına dair haberleri gördük ilk olarak. Araştırdığımızda adının konduğunu öğrendik (Şehir Üniversitesi). Araziyle ilgili çeşitli problemler olduğunu da öğrendik. Dragos Doğayı Koruma Derneği’nin bu arazinin ekolojik ve arkeolojik yapısının incelenmesiyle ilgili başvuruları vardı zaten.  Cevizli Tekel Alanının da içinde olduğu Dragos Bölgesi; İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından “Doğal Sit Alanı” ilan edildi. Oradaki SİT planı üzerinden de ağaçların tescil edilmesi için başvuruda bulunuldu. Şimdi bu alanın bir vakıf üniversitesine peşkeş çekilmesi gündemde.  Planlama süreci tamamlanmadığı halde “plan arkadan gelir” mantığıyla İstanbul Şehir Üniversitesi’nin projeleri yapıldı.


Aysel Durgun:


Evet edildi. Ama 2009 yılına kadar bu konuyla ilgili aktif bir girişimde bulunulmadı. O dönemin belediye yönetimi tarafından sümen altı edilmesine rağmen Anıtlar Genel Kurulu 2009 yılında ağaçların yaşları ve koordinatlarını tespit etti.


Bölgenin ekolojik değeri ve arazinin büyüklüğü nedir?


Esin Köymen:


Anıtlar Genel Kurulu tarafından tescil edilen 4100 tane ağaç var.  Manolyadan çama, sedirden palmiyeye kadar pek çok türde ağacı kapsıyor bu sayı. Arazi toplamda 600 dönüm. Ama bunun bir kısmı yolun üst tarafında yer alıyor ve 25 yıllığına Meteoroloji ve Adliye’ye kiralanmış durumda. Onların tahsisiyle ilgili hukuki açıdan her hangi bir sorun söz konusu değil. Ama tabiî ki bu 25 yıl dolduğunda o binalar Tekel Müzesi olarak değerlendirilmeli diye düşünüyoruz.  Yolun alt tarafında kalan ve asıl ele aldığımız kısmı ise 450 dönüm.


Bu alan için hareketiniz hangi noktada?


Esin Köymen:


Bu alanın Tekel’in borçlarına karşı hazineye devriyle ilgili Tek-Gıda İş’in Danıştay’a sunduğu bir dava vardı. Mahkeme de yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bundan sonra orada üniversite adına yapılacak her işlem yasa dışıdır. Yürütmeyi durdurmayla tahsis durdurulmuş oluyor. Hiçbir işlem yapılamaz. Mahkemenin durdurma kararını verdiği bir planı kurul uygulayamaz. Ama Tek-Gıda nedense davayı geri çekti.  Danıştay da bu davayı bir kamu davası olarak kabullenerek yürütülmesine karar verdi.


 


Bundan sonra ne tür girişimlerde bulunacaksınız?


Aysel Durgun:


Dava sonuç değil. Dava süreci devam ederken yapılacaklar yapılıyor. Oldubittiye getiriliyor. Tahsisler, satmak, yeşil alanların binalaştırılması…  Bu işin sonu yok. Öncelikli amacımız bölgedeki demokratik kitle örgütlerini harekete geçirmek ve halkı bilinçlendirmek. Kartal işçi bölgesi olduğu için bir eylemlilik mantığı zaten var. Ama nesillerin değişmesinden dolayı zayıfladı. Demokratik kitle örgütlerine çağrı yapıyoruz. Bunun için bir panel düzenledik. Bu arazi örgütler tarafından biliniyor. Bu bilinç söz konusu. Bunu kullanmak gerekiyor. Bir eylem hareketliliğine dönüştürülmesi lazım. Afişler yapmak, yerel basını kullanmak, evlere girmek lazım. Bu alana bölgenin ihtiyacı var. Öncelikle Tekel’in geçmişinden dolayı ihtiyacı var. Bir kere bölgenin adını alan bir sigarası var (Maltepe). Tekel’in en son ayak izleri de silinmeye çalışılıyor. Buna engel olmak lazım. İnsanlara bunu anlatmak gerekiyor. Bu bölge deprem tehlikesi altında. Halkın sığınacak, kaçacak, cesetlerini koyacak bile yerleri yok. İnsanların nefes alacakları alanları korumak için toplantılarımız, girişimlerimiz devam edecek.


Esin Köymen:


Bölgenin bir diğer önemi de arkeolojik alan olması. Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait hamam kalıntıları var. 1974-1977 yılları arasında Alpay Pasinli ve Cihat Soyhan tarafından yapılan kazı çalışmaları sonucunda, küçük ölçekli bir Bizans Hamamı ortaya çıkarıldı. Kazı sırasında; M. S. 6-7. yy ‘la ait amphora parçaları, damgalı tuğla ve çatı kiremitleri, kemeraltı başlıkları, mermer pencere parmaklığı, ve pencere camları bulunmuş. Hamam kalıntısının mutlaka devamı da olmalı. Tek başına yapılmış olamaz. Sonra su kanalları bulunmuş durumda. Bir saray kalıntısına eş değer kalıntılar olduğu düşünülüyor. Küçükyalı arkeolojik alanından buraya uzanan kalıntılar var muhtemelen. Küçükyalı’daki sarayla ilişkilendirme çok güçlü. Bu kıyı boyu bir sistem; zincirleme gidiyor olabilir. Yani buraya Dragos Arkeolojik Kenti de diyebiliriz. Küçük bir saraya ya da villaya ait olduğu düşünülen bu hamamla ilgili kazı çalışmalarının genişletilmesine karar verilmişken, maddi olanaksızlıklar nedeniyle kazı çalışmaları devam ettirilemedi.


İstanbul Şehir Üniversitesi


Gerçek bir “vakıf üniversitesi” olarak yola çıkan Şehir Üniversitesi, fiilî kuruluş çalışmalarına 2007 yılında başladı. Bilim ve Sanat Vakfı’nın akademik arayışının içinden doğan üniversite 31 Mayıs 2008 tarihinde “kamusal kimlik” kazandı. 1 Haziran 2008’de Tophane’deki irtibat ofisinde faaliyete başladı. Haziran ve Temmuz aylarında ise “İstanbul Şehir Üniversitesi Stratejik Planı”nın yazımı tamamlandı. Üniversite, bütün bunların yanında Mayıs 2009 tarihinden itibaren “İstanbul Şehir Üniversitesi Dragos Yerleşkesi” ile ilgili mimari çalışmaları yürütmeye başladı. Üniversitenin akademik yapısı şu isimlerden oluşuyor:  Ahmet Davutoğlu, Fahri Aral,  Bahattin Akşit, Elisabeth Özdalga, Halil Berktay, Orhan Tekelioğlu, Edibe Sözen, Fuat Keyman, Zafer Toprak, Mustafa İsen, Ersin Kalaycıoğlu, Mete Tunçay. Ayrıca üniversitenin mütevelli heyetinde Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk ile eski AKP milletvekili ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ulaştırma Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı da bulunuyor.


 


Bilim ve Sanat Vakfı (BİSAV)


Ülker grubuna ait Godiva’nın başına geçen Murat Ülker’in kurucusu olduğu Bilim ve Sanat Vakfı, kuruluş çalışmalarına 1986 yılında başladı. Özgür ve hoşgörülü bir çalışma, araştırma ve tartışma ortamında; evrensel, ulusal ve mesleki bilgi ve düşüncelerin sorgulanması, yeniden üretilmesi, yaygınlaştırılması ve insanlık yararına uygulanması yolunda kesintisiz çaba harcamak. Bu çaba içindeki yetenekli bilim ve düşünce insanlarına katkıda bulunmak” amacıyla yola çıkan vakıf 1989 yılından itibaren burs ve seminer çalışmalarını başlattı. Vakfın yönetim kurulu başkanı iktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak gazetesi eski yazarı Prof. Dr. Mustafa Özel. Özel’den önce ise vakfın başkanlığını Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yapıyordu.


 


Bu haber için yorum yapın.






OMERAKLİS
Vay İstanbul’un haline…
ÖMER ASAN
İSTANBUL YAZILARI
Berlin'de Yargıçlar Var
Dr. MUSTAFA DUMAN
BARIŞ PENCERESİ
1 Mayıs 2010 Taksim Notları
ŞEFİK ASAN
KEYFİNİZ BİLİR
İyi Uykular...
M.MURAT BİLGE
ATEŞ ÇEMBERİ
İsrail’e Madara Olduk
HAKAN ATEŞ
Ruşen Çakır VATAN
“Parti içi dengeler” tamam peki ya ülke içi dengeler?
RUŞEN ÇAKIR
Perihan Mağden RADİKAL
CHP'den Beklememiz Gerekenler
NURAY MERT
Mehmet Altan STAR
Lafı bırak, 27 Nisan’da ne yaptın?
MEHMET ALTAN
Umur Talu SABAH
Ben cezalandırırım!
UMUR TALU
Ali Bayramoğlu YENİ ŞAFAK
Kara koalisyon: 12 AK Partili, BDP, CHP, MHP...
ALİ BAYRAMOĞLU
Hasan Cemal MİLLİYET
Kılıçdaroğlu’yla siyaset nasıl değişir?
HASAN CEMAL
Oral Çalışlar RADİKAL
Darbenin paşası ve Lütfü Kırdar
ORAL ÇALIŞLAR
 
  Copyright © 2007 www.gazeteistanbul.com